Bir İnsanlık Trajedisinin Anatomisi: Hocalı Katliamı ve Dağlık Karabağ’ın Kırılma Noktası
Tarih sayfaları 25 Şubat’ı 26 Şubat 1992’ye bağlayan geceyi gösterdiğinde, Kafkasya modern tarihin en acımasız ve karanlık sayfalarından birine uyandı. Sovyetler Birliği’nin dağılma sancıları içinde patlak veren Birinci Karabağ Savaşı’nın en kanlı dönüm noktası, Dağlık Karabağ’ın stratejik kalbi konumundaki Hocalı kasabasında yaşandı. Aylarca süren kuşatma, kesilen elektrik ve gıda ikmali ile dondurucu kış şartlarının ardından savunmasız kalan binlerce sivil, açılan tek kaçış koridorunda hedef

Tarih sayfaları 25 Şubat’ı 26 Şubat 1992’ye bağlayan geceyi gösterdiğinde, Kafkasya modern tarihin en acımasız ve karanlık sayfalarından birine uyandı. Sovyetler Birliği’nin dağılma sancıları içinde patlak veren Birinci Karabağ Savaşı’nın en kanlı dönüm noktası, Dağlık Karabağ’ın stratejik kalbi konumundaki Hocalı kasabasında yaşandı.
Aylarca süren kuşatma, kesilen elektrik ve gıda ikmali ile dondurucu kış şartlarının ardından savunmasız kalan binlerce sivil, açılan tek kaçış koridorunda hedef gözetilmeksizin katledildi.
Kuşatmanın Gölgesinde Bir Stratejik Hedef: Neden Hocalı?
Hocalı, sadece 7 ila 10 bin arasında Türk ve Ahıska Türkü nüfusun yaşadığı sakin bir yerleşim yeri değildi. Kasaba; Şuşa, Hankendi ve Ağdam’ı birbirine bağlayan stratejik kara yollarının kavşağında yer alıyor ve daha da önemlisi bölgenin tek sivil havalimanına ev sahipliği yapıyordu.
1991 yılının son aylarından itibaren kasaba adım adım tam bir tecrit altına alındı:
Ekim 1991: Karayolu bağlantısı tamamen kesildi.
Kasım 1991: Bölgeye gözlemci ve yetkilileri taşıyan Mi-8 helikopterinin düşürülmesi üzerine hava ikmali de durduruldu.
Kış 1991-1992: Elektrik ve doğalgazı kesilen kasaba, aylarca ağır topçu ateşine maruz kaldı. Şehri koruyan tek güç ise Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 kişilik hafif silahlı Özel Polis Gücü (OMON) ve gönüllü milislerdi.
26 Şubat Gecesi: Karlı Ormanda Ölüm Yürüyüşü
25 Şubat gecesi saat 23.00 sularında Ermeni silahlı birlikleri, Sovyet ordusundan geriye kalan 366. Motorize Piyade Alayı'nın zırhlı araç ve tank desteğiyle kasabaya üç koldan girdi. Şehrin yerle bir edilmesi üzerine siviller, güvenli bölge sayılan Ağdam’a ulaşabilmek umuduyla dondurucu soğukta Kar-kar Nehri'ni geçip Ketik Ormanları'na sığındı.
Ancak orman çıkışında, Nahçıvanik yönünde pusuya düşürülen mülteci kafileleri çapraz ateşe tutuldu. Kaçmaya çalışanların büyük bir kısmı açılan ateşle, yaralılar ve çocuklar ise sıfırın altındaki ayazda donarak hayatını kaybetti.
Rakamların Ötesindeki Vahşet ve Uluslararası Raporlar
Azerbaycan resmi kayıtlarına göre o gece:
613 sivil hayatını kaybetti (Bunların 106'sı kadın, 83'ü çocuk, 70'i yaşlıydı).
487 kişi ağır yaralandı.
1.275 kişi rehin alındı; aradan geçen yıllara rağmen 150'den fazla kişiden bir daha haber alınamadı.
Bağımsız gözlemciler, hekimler ve olay yerine helikopterle ulaşan Azerbaycanlı gazeteci Cengiz Mustafayev başta olmak üzere yabancı basın mensupları (Reuters, The Times, Le Monde, Newsweek), insanlık dışı işkence izlerini, yakılmış ve uzuvları kesilmiş bedenleri tüm çıplaklığıyla belgeledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve Rus Memorial İnsan Hakları Merkezi, yaşananları Karabağ Savaşı boyunca sivil halka karşı işlenmiş en kapsamlı ve en ağır katliam olarak raporladı.
"Bir Tabuyu Yıktık": İtiraflar ve Sorumluluk
Olayların ardından geçen süreçte yaşananlar yalnızca Azerbaycan tarafının anlatısı olarak kalmadı; dönemin Ermeni askeri ve siyasi aktörlerinin açıklamaları da katliamın planlı bir gözdağı olduğunu ortaya koydu.
Daha sonra Ermenistan Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten ve savaş döneminde bölgedeki komutanlardan biri olan Serj Sarkisyan, İngiliz araştırmacı Thomas de Waal'a verdiği röportajda şu çarpıcı ifadeleri kullanmıştı:
"Hocalı'dan önce Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı, sivillere el kaldırmayacağımızı sanıyordu. Biz bu algıyı kırmayı başardık."
Benzer şekilde, sahada bulunan komutanlardan Monte Melkonyan'ın günlüğünde de yaşananların Sumgayıt olaylarının bir intikam eylemine dönüştüğü ve askerlerin silahsız sivil halkı doğrudan hedef aldığı açıkça aktarılmıştır.
Tarihi ve İnsani Miras: Unutulmayan Bir Hafıza
Hocalı Katliamı, Kafkasya coğrafyasında 1 milyona yakın insanın evlerinden sürülmesine ("kaçkın" ve "mecburi göçmen" haline gelmesine) ve Karabağ topraklarının çeyrek asrı aşkın bir süre işgal altında kalmasına giden sürecin en derin yarası oldu.
Azerbaycan Milli Meclisi 1994 yılında bu trajediyi resmen "Soykırım" olarak kabul etti; ardından Meksika, Pakistan, Kolombiya gibi pek çok ülkenin parlamentoları ve uluslararası kuruluşlar olayı sivil halka yönelik bir insanlık suçu ve katliam olarak tanıdı. Hocalı, aradan geçen on yıllara rağmen savaşın acımasız yüzünü ve masum sivillerin uğradığı adaletsizliği hatırlatan canlı bir vicdan abidesi olmaya devam ediyor.

